Nancy Atakan ve 5533
Atakan, 1960’lı yıllarda Amerika’da sanat akademisinde,
dışavurumculuk akımı etkisinde eğitim görmüş bir sanatçıdır. 21 yaşında
Türkiye’ye yerleşen Atakan, burada Amerika’da öğrenimini gördüğü kapsamda resim
dersleri vermeye başlamıştır. Bu dönemde, sulu boya, akrilik, ve yağlı boya ile
gerçekleştirdiği resimlerinden oluşan üç kişisel sergi açmıştır. 1990’lı
yıllarda Boğaziçi Üniversitesi’nde örgün eğitim üzerine yüksek lisans
yapmıştır. Robert Koleji’nde uzun bir süre sanat tarihi dersleri vermiştir.
Mimar Sinan Üniversitesi’nde kavramsal sanat üzerine doktorasını tamamlamıştır.
Şu anda Boğaziçi Üniversite’nde ders vermektedir.
1990’lı yıllara gelindiğinde Atakan, 1960 sonrasındaki
sanat yapısını kapsan bir ders aldığını ve bu dersten sonra sanat bakış açısını
sorgulamaya başlamıştır. MIT’den gelen Mr. Freeman adlı bir eğitmenin verdiği
bu dersler Atakan’ının bugün ki sanat dilini oluşturmasına etken olmuştur. Mr.
Freeman’in derslerine girmeye devam ettiği dönemde bir sergi açan Atakan, sergilediği
tüm işlerinin satıldığını ve insanların bu yüzden onu oldukça takdir
ettiklerini söylemiştir. Sergilenen işlerin satılması, başarılı olmanın bir
ölçütüymüş gibi davranıldığından ve bu durumdan hiç hoşlanmadığından
bahsetmiştir.
Arada, AKM, 1997
Atakan, Mimar Sinan Üniversite’ndeki öğreniminden sonra
bir daha resim yapmama kararı almıştır. Bu kararı almadan önce, ‘arada’ diye
adlandırdığı yeni medya tekniği ile geleneksel belirlenmiş kodların arasında
olduğu bu dönemde 1997 yılında Atatürk Kültür Merkezi’nde ‘Arada’ adlı sergiyi
Gül Ilgaz, Neriman Polat, Gülçin Aksoy ile gerçekleştirmiştir. Sergide Gül
Ilgaz; tuvalin, sergi mekanıyla olan oranlarını ve ilişkisini irdeleyen
işleriyle , Neriman Polat; okul çocuklarının imgelerini Warhol tarzında
ikonlaştırdığı, fotoğraf dizisiyle, Gülçin Aksoy; geleneksel sanatçı
araç-gerecinin, siyah-beyaz fotokopileri aracılığıyla ölçek, oran ve mekan
konularını ele aldığı çalışmalarıyla, Nancy Atakan ise; nesnelerin nasıl
kültürel anlamlar yansıttıklarını gösterebilmek için kullandığı çay bardağı, imgelerinin
fotoğraf/renkli fotokopileriyle, Walter Benjamin’in yazılarına gönderme yaptığı
işleriyle katılmıştır. AKM’de sergi boyunca, izleyici yaptıkları işleri
anlayabilsinler diye, izleyiciye rehberlik etmişlerdir. Bu sergi kolektif bir
biçimde felsefi ve bilimsel metinlerin okunduğu, bu metinlere atıflarda
bulunulduğu, ortak bir kurumsal zemin oluşturan, yenilikçi teknik ve
malzemelerin kullanarak yapıldığı bireysel çalışmaların interaktif bir biçimde
sunulmasıdır ve o dönemde bu alt metinle açılan ilk sergidir
2000’ler de geleneksel teknikleri kullananlar ve yeni medya tekniğin kullananlar olarak iki ayrı grup ortaya çıkmıştır. ‘Arada’ sergisi ekibi bu iki ayrımın arasında bir köprü oluşturabilmek için, her iki grubunda içinde bulunduğu sergilere öncülük etmişlerdir. Elhamra’da açtıkları sergiler, Feyyaz Yaman’ın da desteğiyle, ‘Yerli Malı’, ‘Yurttan Sesler’, ‘Aileye Mahsustur’, ‘Misafir Odası’ gibi, Türkiye’de günümüz sanatının oluşmasında büyük etkileri olan sergiler ardı ardına açılmıştır.
Atakan, ‘Sanat olay nedir? Sanat olay diyalogdur’ üzerinden giderek ‘Diyalog olarak sanat’ adını koyduğu dili benimsemektedir. Onun için sanatın oluşturabilmesi için, bir yaşantı sunulması gerekmektedir. İki kişi arasında geçen diyalog, sanat olaydır ve önemli olan iki insan arasındaki diyalog ve histir. Atakan’a göre sanat yapıtı bir belgedir, bir süreçtir, bir düşüncedir. Bir olaydan çıkan, bir belgedir.
Atakan 1990’dan 2009’a kadar galerilerle çalışmamış ve
kendi imkanlarıyla sergi açmaya çalışmıştır. Şu anda PiArtWorks’ün temsil
ettiği bir sanatçıdır. Fakat Atakan’nın 2009’a kadar galerilerle çalışmamış
olmasının, galeri düzenini kesin bir karşı çıkışla reddettiği için değil, kendi
çabalarıyla sergiler açabildiği içindir. 5533’ü kendi işlerini sergilemek için
açmamıştır ve sürekli üreten bir sanatçı olduğu için ve PiArtWorks’ün
Atakan’nın işlerini ve dilini destekleyecek bir tavır sergiledikleri için
burada sergiler açmayı tercih etmektedir.
Diyalog olarak sanat bağlamında 5533 ortaya çıkmıştır.
5533’ün Atakan’ın benimsediği dille örtüşmüş bir şekilde ilerlemektedir. 5533
bir galeri değildir ve 5533’de önemli olan şey diyalog ve paylaşmaktır.
Atakan, Mersin’deki bir sempozyuma gittimiş ve burada
Volkan Aslan’la beraber, bir proje gerçekleştirirken tanışmışlardır. Volkan
Aslan üniversite son sınıf öğrencisiymiş ve sınıf arkadaşlarının ve Nacy
Atakan’ın da katıldığı bir proje gerçekleştirmişlerdir. Proje, Mersin’de
reenkarnasyona inanan bir marangozun atölyesinde, öğrenciler ve marangoz
arasındaki diyalogdur. Bu diyaloglar sırasında her şey videoya kaydedilmiştir
ve orada açtıkları bir sergide gösterime sunulmuştur. Volkan Aslan okulunu
bitirdikten sonra İstanbul’a gelmiş ve
hem bireysel hem de Nancy Atakan ile beraber projeler gerçekleştirmeye
başlamıştır.
5533 Atakan’ın eşine ait bir dükkanındır. Nancy Atakan,
İMÇ çarşısındaki bu dükkanı daha sonradan bir sanat mekanı haline getirmiştir.
5533’ün yanında eşine aile bir tekstil dükkanı bulunmaktadır. Resmi bir kurum
değildir, bu yüzden 5533’ü a ait, elektrik, su, internet gibi masraflarda,
yandaki dükkan tarafından karşılanmaktadır. Herhangi bir geliri olan bir sanat mekanı değildir çünkü,
5533’de sergilenen işler satılmak amacıyla sergilenmemektedir. Atakan, böyle
bir mekanı bir gelir kaynağı olmadan bu şekilde ayakta tutmaya çalışması
gerekmektedir. Mekanın eşine ait oluşu, giderlerinin de eşi tarafından ödediği
dışında, 5533 içerisinde gerçekleştirilecek herhangi bir projede 5533 maddi
destek vermemektedir ve mekanın ihtiyaçları içinse(bilgisayar, hoparlör gibi)
bir dönem SAHA sponsor olmuştur.
2007 ilk sergi ‘Büyük Aile Şirketi’ Adnan Yıldız’ın gerçekleştirdiği sergidir. Daha sonra Marcus Graf’ın öğrencilerinin de katıldığı toplantılar yapıp, düşüncelerini paylaşmışlarıdır. Şubat 2008’de 5533 adıyla mekanı açmıştır. 17- 18 tane insiyatifi açılışa davet etmişlerdir ve her inisiyatif kendisini temsili bir proje getirmiştir.
İrfan Önürmen, 8 Tül Üzerine Portreler
Adnan Yıldız, Büyük Aile Şirketi
Adnan Yıldız, Büyük Aile Şirketi
5533’ün projeleri
Public İdea
Almanya’dan projeleriyle gelen bir grup, Atakan ile
iletişime geçmişlerdir. İçerisinde ‘diyalog’ ve ‘süreç’ olan bu projede, grupla
beraber gelen bir İtalyan mimarla Sulukule’den başlayıp bir gün boyunca yürüyüş
yapıp, konuşup, insanlarla iletişime geçip, fotoğraflar çekmişlerdir. ‘Diyalog,
süreç ve paylaşım.'
Şarkılar ve Yerler Kitabı
13. İstanbul Bienali
Kapsamındaki bir Projesidir. Lüblanlı mimar Maxime Hourani’nin disiplinlerarası
bir pratikten gelen projedir. Çoğunlukla belirli bir alan veya mekana
bağlanan performatif bir eylem olarak Hourani’nin projeleri, tarihsel, biçimsel
ve ilişkisel katmanları kavramsal keşifler gibi eşip birbirine dokunmaktadır.
Atolye etkinliği olarak
gerçekleştirilen bu projede, Tuzla bölgesinde bulunan Formula 1 Parkı’na
gidilmiştir ve gezinin sonucunda, Korhan Eren gezilen coğrafi alanı temsil eden
sesleri keşfetmek ve kayda almak için 5533’te bir atölye yürütmüştür.
İstanbul’un genişleme kıyısında bulunan bu alandan çıkan doğa ve şehir
seslerinin görsel bestesini (soyut veya somut olarak) çizmeden önce bulunmuş
sesler türetilmek üzere analiz etmiştir ve kendi sesimizi, bedenimizi ve
diğer bulunmuş malzemeler kullanılarak, yeniden kaydetmiştir.
Grafik Notasyon
Bilgisayar müzisyeni,
doğaçlamacı ve ses tasarımcısı olan Korhan Erel İstanbul’da yaşamaktadır.
Türkiye’nin öncü bağımsız doğaçlama grubu Islak Köpek’ in kurucu üyelerinden
biri olan Erel, dünyanın dört bir tarafında düzenlenen festivallerde performanslar
ve telematik konserler vermektedir. Amsterdam’da bulunan STEIM programında üç
kere sensörler ve enstrüman tasarımı üzerine rezidensi yapmaktadır Türkiye,
Hollanda, Portekiz ve Yunanistan’da dört albümü bulunmaktadır. Erel tiyatro,
video ve dans gibi disiplinler için de ses tasarımı yapmaktadır.
KAYNAÇA
Nancy ATAKAN, Röportaj 7 Mart 2015
http://imc5533.blogspot.com.tr, 10 Mart 2015
Nancy ATAKAN, Arayışlar - Resim ve Heykelde Alternatif Arayışlar, YKY. 1. Baskı, 1997, ss. 135









0 Yorum:
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa